“Hayır” Diyebilmenin Keyfi

“Hayır” Diyebilmenin Keyfi

Kaçıncı kez oluyordu kim bilir?

Seden yine kendini istemediği şeye “evet” derken buldu. Eşi akşama misafir davet etmiş, o da kabul etmişti. Eşi tekrar telefonla aradı : “Tatlım, hazır millet geliyor, ben Hakan’ları da çağırdım.”

Birden gözünde tekrar markete gidip biraz daha et ve salata malzemesi alması gerektiği, masaya ilave tabak koyması, hatta misafirlerin sayısına bakılırsa, salona ikinci bir masa açması gerektiği geldi.

Tam cevap verecekken, eşi telefonu kapattı. Çaresiz, önlüğü çıkarıp, ateşi kapatıp markete tekrar gitti. İkinci kez alışveriş yaptı.

Bu arada salonu tekrar toparladı, banyoyu temizledi.

Birkaç saat sonra, sofrayı donatmış, giyinmiş, eşini ve konukları bekliyordu.

Bütün gece güler yüzle servis yaptı, sızlayan bacaklarına aldırmadan mutfakla salon arasında mekik dokudu. O mutfaktayken içeriden kahkaha sesleri geliyordu. Eşi de, misafirler de mutluydu, keyifliydi.

Birden kendini düşündü. Bu kadar kalabalık olmasaydı gelenler, yemekten sonra mutfak kolay toplanır, kendi de gidip sohbetlerine katılabilirdi. Eşi, ikinci grubu çağıracağını söylediğinde “hayır” diyebilse, onları da başka bir gece çağırırlar, daha az kalabalık olunca, o da misafirlerle konuşur, eğlenir, kendini bu derece yorgun ve yalnız hissetmezdi.

Peki nasıl yapacaktı? Seden bu “hayır” diyebilme cesaretini nasıl gösterecekti? Kendine , kendi isteklerine böylece ”evet” demiş olacağını biliyordu.

Düşünmeye başladı.

Kendine “evet diyen Seden’i gözünün önünde canlandırdı.

Seden şöyleydi bu senaryoda:

  • Mutfakta çalışıp durmak yerine, bu defa salona geçmiş, misafirlerle sohbet ediyordu.
  • O da ne! üstünde mutfakta kirlenir diye şimdiye kadar hiç giymediği beyaz pantolon ve bluzu vardı.
  • O Seden, çok keyifliydi. Hatta arada ayağa kalkıp, millete komiklik yapıp, onları gülmekten kırıp geçiriyordu.
  • Misafirler, bu ev sahibesinin ilgisinden pek hoşnuttu, ne yedik- içtikleri ikinci planda kalmıştı
  • Eşi, boşalmış çay bardaklarını mutfağa taşıyordu. Bir yandan da bu neşeli kadından gözlerini o da alamıyordu.
  • O senaryodaki Seden, misafirlerini uğurlarken, kendi de iyi vakit geçirmenin verdiği tatminle” Tekrar bekleriz” diyordu.

Birden kendine geldi.

Nasıl bir Seden olmak istediğini fark etmişti. Hayattan keyif alan, misafirleriyle eğlenmeyi seven bir Seden.

“Bu Seden acaba benden neyi farklı yapıyordu da bu mutluluğu yakalmayı başarmıştı” diye sordu kendine.

Ve cevap verdi: O Seden kendi keyif ve mutluğunu önemsiyordu ve onu korumak için de “hayır” diyebiliyordu eşine.

Derken misafirlerin gitme vakti geldi.

Onlar gittikten sonra, eşi yanına geldi: “harika bir geceydi canım, haftaya da benim üniversite arkadaşlarını çağıralım.”

Seden, avuç içlerinin terlediğini hissetti.

Hiç yapmadığı şeyi bu kez yapmaya karar verdi.

“Hayır, canım,” dedi tatlı ama kararlı bir ses tonuyla.
“Biraz ara verelim. Ben biraz kendime geleyim. Sonra bakarız.”

Eşinin şaşkın bakışları altında, içinde tuhaf bir mutlulukla içeri gitti. Keyifli olmak sırası ona gelmişti.

About the Author

Leave a Comment