Hep Başkası Olmak İstersen Senin Yerine Kim Bakacak?

Hep Başkası Olmak İstersen Senin Yerine Kim Bakacak?

hep-baskasi-olmak-istersen-senin-yerine-kim-bakacakHani hep başkasının hayatını yaşamak isteyen insanlar vardır ya… Bu insanlar daha zayıf olmak, başkalarının bindiği marka arabalara binmek ya da başkaları kadar para sahibi olmak isteyen, hep başkalarına bakarak yaşayan, gözünü kendi hayatına değil de başka hayatlara dikip bakanlardır.

Zaman zaman, bir başkasınını örnek almak, başkalarından ilham almak tabii ki çok doğal. Ama  kendimizle ilgili her şeyi reddedip olmadığımız biri olmaya çalıştığımızda; kimisinin vücudunu, kimisinin iş başarısını, kimisinin kullandığı arabayı hayatımızın tek hedefi haline getirdiğimizde, kendimizin yerinde bir “boşluk” kalıyor.

Bu boşluk, insanın içine büyük bir huzursuzluk olarak oturup yerleşiyor. “Hep bir şeyler eksik” durumu ortaya çıkıyor.

Gerçekte kendimizin ne istediğine, ne sevdiğine, ne hoşlandığına bakmaksızın, başka hayatlardan medet ummak, başkası olmaya çalışmak, bize sadece mutsuzluk getiriyor. Ruhumuzun ortasını bomboş bırakıyor. Biz hep başkalarına bakarken, kalbimizin tam ortası sahipsiz kalıyor.

Halbuki, kendimize odaklanmak, kendi istediklerimizi ön plana çıkarmak, “Başkası ne der?” diye düşünmeden, iç sesimizi dinleyerek onun söylediği yolda gitmek, içimizi tatmin ve huzurla dolduruyor.

Biz kendimize sahip çıktıkça, kendi yanımızı yöremizi doldurdukça, başkalarının ne yapıp ne söylediği gittikçe önemsizleşiyor ve bir süre sonra da hiç önemi kalmıyor.

Burada söz konusu olan başkalarından kopuk bir hayat değil kesinlikle… Zaman zaman örnek almak, esinlenmek, anlamlı ve insana katkıda bulunan durumlar. Fakat kendimizi tamamen unuttuğumuzda, asıl sorun başlıyor.

Kendimizi unutmadan ön plana çıkarak, kendi doğamıza ve yapımıza “uygun” bir hayat sürmek en güzeli galiba.

Başkaları, her akşam dışarı çıkıyor olabilir ama ben aynısını yapmaktan hoşlanmayıp, evde kalmayı tercih ediyor olabilirim.

Evet, balık etli bir kadın olabilirim, ama belki benim vücudum onlar gibi 36 beden giymeye programlanmamış; bedenim de ruhum da balık etini tercih ediyor!

Şu ünlü markaların çantalarını herkes takıyor koluna, ama ben kumaş heybeyle dolaşmayı seviyorum. O koca çantalar belki eziyor beni tüm şöhretleriyle; ben de sadelik insanıyım.

Herkes o sahil yöresinden resimlerini koyuyor sosyal medyaya, bense klimalı evimde kitap okumak istiyorum.

Kıssadan hisse:  kendime uygun, kendimin keyif aldığı şeyleri kimseye bakmadan sahiplendikçe, hayatımın merkezine koydukça, başkalarının hayatını bırakıp kendi hayatımı yaşıyorum. Dikkatimi başkalarının ne yaptığına değil, kendi yapmak istediğime odakladıkça, içimdeki boşluk yok oluyor, ruhumun ortası sıcaklıkla doluyor. Kendime (ve dünyadaki yerime) sahip çıkıyorum.

Rana

About the Author

Leave a Comment