İnsan Hayattan Keyif Aldıkça, İsteklerine Kavuşur

Koçluk çalışmalarında, danışanların dile getirdiği ortak şey şu : “Ben eskiden, ancak istediğim hayata ulaşınca mutlu olacağımı zannederdim. Hayattan böyle keyif alacağımı sanırdım. Ama şimdi anladım ki önce hayattan daha çok keyif almalıyım. Minik zevkleri, keyifleri hayatıma daha çok sokmalıyım. Bu adımları attıkça, ben keyiflendikçe, isteklerim o zaman gerçekleşecek.” Bu farkındalık o kadar önemli ki… Çoğumuz, mutluluğu genellikle o “her şeyiyle gerçekleştirilmiş hedef” sonrasına bırakırız. Ondan önce ise eski, bize artık aslında yetmeyen hayatımızla yetinir, o “uzaklarda bir yerde” olan mutluluğa ulaşmadan, yapacak hiçbir şeyimiz olmadığını düşünürüz.

Diyelim ki ne istediğimizi biliyoruz ve düşünüyoruz ki mutluluk ve keyif, ancak “o insan hayatımıza girdiğinde” , “hâyâlimizdeki maaşı kazandığımızda” ya da “bir ev sahibi olduğumuzda” ancak bizim olacak. Bu nedenle, o çok arzuladığımız ama “çok uzaklarda olan” hedefe, uzaktan, üzgün bir şekilde bakıp durumumuza üzülürüz.
Halbuki hedefimiz her neyse onu aklımızda tutup bir yandan da bize keyif ve mutluluk veren şeyleri -azar azar da olsa– günlük hayatımıza soktuğumuzda, ona doğru doğal olarak adım atmış oluruz.

Varsayalım ki güzel bir ilişki istiyoruz. Sanıyoruz ki mutlu olmak ancak ondan sonra mümkün. Ayrıca eski hayatımıza devam edip “Acaba bir mucize olur mu?” diye içimizden geçiriyoruz.

Bunun yerine ne yapılabilir? Öncelikle kendimizi daha mutlu bir insan yapabiliriz. Örneğin müzik seviyorsak güne sevdiğimiz müziği dinleyerek başlayabiliriz. Sanata meraklıysak, haftada bir gün bile olsa, bir sergiye iş çıkışında gidebiliriz. Bizim için sosyal yardımlaşma önemli ise sosyal bir kuruluş için haftasonlarında gönüllü çalışabiliriz.

Bu küçük ve ilk bakışta isteğimizle bağlantısız gibi görünen adımlar neye yarar?
Bize keyif veren bir şey yapmak :
• Kendimize değer verdiğimizi gösterir.
• Hayatımıza kendimizin yön verdiğini gösterir.
• Enerjimizi yükseltir ve yaşama sevincimiz daha da artar.
• Bu keyif aktivitelerini daha çok yapabilmek için fırsatlar yaratırız.
• Günlük programımızdaki önceliklerimiz yavaş yavaş değişir.
• İstemediğimiz değil, istediğimiz ve keyif aldığımız şeyleri yapmak önceliğimiz olur.

Bütün bunlardan sonra, bir bakmışız, daha o “meşhur hedef”e , “hâyâlimizdeki ilişki”ye ulaşmaya gerek kalmadan mutlu olmuşuz bile!
O “beklenen ilişki” gelse de gelmese mutlu bir insan olmuşuz. Zaten hedefimiz de aslında bu değil miydi?

About the Author

Leave a Comment