Değerlerimize göre yaşamak neden önemli?

2015-11-low

Her insanın kendi içsel doğrularından, değer verdiklerinden ve önem verdiği kavramlardan oluşan değerler haritası onun hayatında en büyük yol göstericisidir.

Değerler nedir?

Değerler, uğrunda birçok şeyi feda edebileceğimiz, karar verirken bir adım atarken, hayatı yaşarken önceliğe koyduğumuz temel kavramlardır.

Neler değerdir?

Sağlık, mutluluk, huzur, keyif, eğlence, çalışmak, barış, uyum, özgünlük, heyecan, öğrenmek… Bunların hepsi ya da bazıları bizim için belli bir sıralamada önemli olabilir. Herkesin, her bireyin kendi değer haritası ya da değer çemberi birbirinden farklıdır.

Şöyle düşünelim: Bir daire alıyorsunuz, onu sekiz parçaya bölüyorsunuz ve gerçekten de önem verdiğiniz, olmazsa olmaz dediğiniz şeyleri öncelikle buluyorsunuz ve bu çemberin içine tek tek yazıyorsunuz. Örneğin Ayşe’nin değer çemberinde şunlar olsun: Sağlık, huzur, başarı, eğlence, öğrenme vs. Bunlar Ayşe’nin hayatında olmazsa olmazlarıdır. Bunlarla birlikte yaşanılan bir hayat, bunların içi doldurularak yaşanılan bir hayat, Ayşe için yaşamaya gerçekten değerdir. Ayşe’nin verdiği kararlarda yaşamın büyük dönemeçlerinde; iş seçerken, eş seçerken, arkadaş seçerken bunları göz önünde bulundurması ve bu değerlere uygun kişilerle birlikte çalışması, bir araya gelmesi ya da tam tersi uzak durması kendisine daha büyük huzur ve mutluluk getirecektir.

Diyelim ki öğrenme, temel değerlerimizden biri. Bir şey öğrenmediğimiz her gün, ufakta olsa bilgi dağarcığımıza yeni bir şey katmadığımız bir gün bizim için gerçekten doyumlu ve tatmin edici bir gün olarak tarihe geçemez. Eğer öğrenme değeri bizim için öncelikliyse burada yapacağımız şey; seçtiğimiz işin, girdiğimiz projelerin ya da en basiti yaşadığımız her günün içinde mutlaka ufak da olsa yeni bir şeyler öğrenmeye yer açmasıdır.

İşte böylesine değerlerini doldurarak küçük de olsa her gün tüm değerleri için bir adım atan kişi “kendi özüne daha yaklaşmış, kendine sadık kalmış ve sadece kendisi için tasarlanmış hayatı gerçekten hakkını vererek yaşamış” kişidir.

Ben danışanlarıma şöyle bir çalışma öneriyorum. Değer çemberi çizdikten ve değerlerini içine yerleştirdikten sonra şöyle bir uzaktan bakıp bu değerlerden hangisini gerçekten 10 üzerinden ne kadar yaşadıklarını yanına yazsınlar. Ve bu değerleri arttırmak için özellikle düşük derece olanların içini doldurmak için adımlar atsınlar. Örneğin diyelim ki sevgi benim değerlerimden biri ve sevgiyi günlük hayatımda yaşayışım ona yer verişim 10 üzerinden 5. Yeterince sevgi dolu sözler duymuyorum, söylemiyorum, insanlarla sevgi bazında ilişkiler oluşturmuyorum ya da istediğim halde bunlar hayatımda yok, kendime 5 vermişim. Burada yapılacak şey, sevgi benim için her ne ifade ediyorsa önce onu düşünüp onu tanımlamak (çünkü herkesin sevgi tanımından anladığı şey farklıdır).

Bunları düşünüp hayatıma her gün küçücük de olsa bir sevgi eylemi koyarım. Örneğin sevdiğim bir arkadaşımı her sabah bir dakikalığına da olsa arar, günaydın derim. Bana sevgiyi çağrıştıracak birkaç resmi odamın duvarlarına asarım ya da masamın yanına koyarım. Şimdiye kadar bana sevgi göstermiş insanları tek tek kalbimden geçiririm. Bunların hepsini değil sadece birini yapmak bile benim o gün için sevgi değerimin hakkını verdiğimi, gerçekten bu değerimle birlikte yaşadığımı gösterir. Bu çemberin tümünü tek tek dolaşıp o gün için küçük de olsa o değerimiz için yapacak bir adım belirlemek, birkaç dakikadan fazla almaz. Önerim sabah hayata başlamadan önce, mesela arabada kontağı çalıştırmadan ya da evden çıkmadan önce bir kenara oturup birkaç dakikalığına çemberinize bakmanız ve o gün ne yapacağınızı kalbinizden geçirmenizdir.

Her gün atılan bu minik adımlar size, kendi olduğunuz özel kişiye, sizi siz yapan değerlerinizi dolu dolu yaşamanıza götürücektir. Bunun sonucunda da huzur, mutluluk ve doyum kaçınılmaz olarak size gelecektir.

Sevgilerimle…

About the Author

Leave a Comment