“Gerçek sevgi” kime gelir?

trendera201602-low1

Gerçek, derin, farkındalıklı sevgi, çok nadir bir şeydir. Sadece ve sadece kendinin, evrenin farkında olan bireylerin arasında yaşanır.

Klasik aşk hikayelerinde, hep bir gün gelecek, bizi acılarımızdan kurtaracak o mükemmel insanın hayalini kurarız. Ayaklarımızı yerden kesecek o muhteşem sevgiliyi bekleriz. Sanki kendi kendimize “yarımmışız”da bir gün biri gelip, o “yarım”ı tam yapacakmış gibi, o beyaz atlı prens bir gün bizi tekrar tamamlayacakmış gibi bekleriz. Zihnimiz, bu içimizdeki “boşluğu”dolduracak kişinin arayışındadır. Her türlü stratejiyi yapar, hayaller kurar, belki kilo vermemizi bizden talep eder, belki daha çok makyaj yapmamızı ister ve bir süre sonrada gerçekten bir kişi çıkagelir.

İlk zamanlar, eğer şanslıysak, mutluluk, aşk, keyif ayaklarımızı yerden keser. Hayat gözümüzde daha güzel, daha yaşanılası bir yer haline gelir. Gel görki, zaman içerisinde, hiç kimse mükemmel olmadığı için (kendimizde mükemmel değiliz), bir süre sonra karşımızdaki kişinin hayal ettiğimiz, istediğimiz kişi olmadığından şüphelenmeye başlarız. Üstelik zaman zaman bu kişi, ondan beklediğimiz davranışları sergilememektedir. İşte o zaman koşullu sevgi kendini gösterir. Nasıl olurda, bu kişi, bize vaat ettiği şeyleri yerine getirmez?

trendera201602-low2

İşte bu noktada aşk, nefrete dönüşür. Hayal kırıklıkları onu izler. Hemen, karşı taraf suçlanmaya başlanır. İşte bu hissettiğimiz şey, hemen nefrete dönüşüyorsa, bilinki gerçek sevgi değildir. Halbuki gerçek, derin, farkındalıklı sevgi çok farklı ve özeldir. Sadece kendinin, evrenin farkında olan bireylerin arasında yaşanır. Gerçek bir dinleme, anlama, kabullenme ile yaşanan bir ilişkidir. İhtiyaçtan değil, paylaşmanın getirdiği keyif ve tatmin isteği ile kurulan bir ilişkidir. Dürüst, açık, özgür bırakıcı, karşısındakinin bağımsızlığına saygılı bir duygudur. Gerçek sevgi, karşısındakinin değişmesini talep etmez, sevmek için koşullar öne sürmez. Karşısındaki kişinin, kendisinin istediği gibi olmasını istemez. Gerçek sevgi, zaten tanımı itibariyle, karşılıksız verilen, koşulsuz bir şeydir. Bu sevgiyi, hakkını vererek yaşamak, her kula nasip olmaz. Öncelikle, şunu unutmayalımki, önce kendimizde besleyip yaşatmadığımız şeyi, bir başkasına veremeyiz. Sevgiyi vermek için, önce kendimizde olması gerekir; yani kendimizi çok sevmek, kendimize kıymet vermek ve kendimizi mutlu etmek için bir şeyler yapmak…Başkalarından önce kendimize oksijen maskesini takmak… Ancak ve ancak kendini seven, kendisiyle barışık, kendisiyle huzurlu ve başka bir yerde, başka bir kişi olmayı talep etmeyen bir kişi, başkasına gerçek sevgi duyabilir ve bir sevgi ilişkisini sürdürebilir. “Kendimi sevmek mi, nasıl olacak o iş?” diyorsanız, bir sonraki yazıda buna eğileceğiz. Gerçek sevgiyi her zaman yaşamanız dileğiyle…

About the Author

Leave a Comment