Sonbahar gelirken…

trendera201609-low

Dün sabah, durup dururken, ağacın birinden, ayağımın dibine bir yaprak düştü.

Hiç aklımda yokken, sonbaharın artık çok yakında olduğunu hatırladım. Birden, bu keyifli, sıcak ve rahat günlerin ardından, kahverengi-sarı bir sonbaharın, daha sonra da, gri siyah bir kışın geleceğini fark ettim. İçimi birden bir hüzün sardı, enerjimin biraz düşmeye başladığını hissettim. Birkaç dakika sonra ise; şaşırtıcı bir şekilde, arkalardan bir yerden, yeniye karşı bir merak ve bir enerji dalgası kapladı içimi. İşte tam da o anda birden “eski” ve “yeni” kavramlarına yeniden bakasım, ne olduklarını tekrar anlayasım geldi. Eskiyen, hayatımda bana hizmet etmeyen, varlığıyla neşe, heyecan bulmadığım, kendimi fark etmediğim şeylerin, yavaş yavaş artık gitmesine izin verdiğimi anladım. Eskiyle iç huzuruyla vedalaşmaktı bu. Gelecekte beni tam olarak neyin beklediğini bilmememe rağmen, yani eskiyi bıraktığımda tutunacak “yeninin henüz ortalıklarda olmamasına rağmen, bu “yeni” her neyse, onu deneyimlemeye hazır ve çok istekli olduğumu fark ettim. Yeni derken; maddi şeylerden, yeni kıyafetlerden ya da yeni bir otomobilden, yeni bir evden bahsetmiyorum. Daha önce hiç denemediğim kendi yeni yanlarımı denememe destek olacak, bana yeni ufuklar açacak, kendimi bir kez daha tanımama fırsat verecek şeylerin tümü benim için yeni.

Yeniyle yaşamakta cesur olanlar, eskiyi bırakmaktan korkmayanlar sayesinde, toplumlar ilerliyor ve evrim gerçekleşiyor.

Eskiden yeniye geçiş

Eskiden yeniye geçerken, diğer taraftan da bu geçiş döneminde tanıdıkların artık yanımızda olmaması, yeninin de henüz karşımızda somut olarak durmamasından ötürü, hafif bir korku, endişe yaşanması gayet doğal. Tam da bu zamanlar, içimizdeki irade, cesaret, hatta kahramanlık duygularının ortaya çıkması için ideal zamanlar. Tanıdık olan durumlarda, bir şekilde ne yapacağımızı biliyoruz, yeniyi de bir şekilde tanıdığımızda o da tanıdık oluyor. Orada da kendimizi tamamen güvende hissediyoruz ama aslolan ve gerçekten gücümüzün ve cesaretimizin ortaya çıktığı zamanlar da bu aradaki geçiş zamanları. Burada ne kadar korkmadan durabilir, kendi kaynaklarımızla temasta olup, ayaklarımızı sağlam basabilirsek, yeniye hem kendimiz hem de toplumumuz için ulaşmamız o kadar sağlam oluyor. Yeni şeyler de toplum için o kadar sağlam bir şekilde arka arkaya oturuyor ve toplumlar evriliyor, dönüşüyor. Yani, yeniyle yaşamakta cesur olanlar, eskiyi bırakmaktan korkmayanlar sayesinde, toplumlar ilerliyor ve evrim gerçekleşiyor.

İşte bu farkındalıkla, tekrar, ayağımın dibindeki sarı yaprağa bakmaya başladım. Bu sarı yaprak benim için artık eskimiş bir yaprak değil, benim bundan sonra yeniye daha büyük farkındalıkla bakmamı sağlayan bir araçtır.

Şimdi siz de etrafınızdaki sarı yapraklara bakın ve bu sarı yaprakları geride bırakınca nelerde farklılıklar yaratacağınızı düşünün:

Uzun zamandır beklettiğiniz bir proje var mı ya da bitirmekten korktuğunuz bir ilişkiniz?

Eski bir arkadaşınızla yeni bir şey mi paylaşmak istiyorsunuz?

Hayatınız boyunca “Benim hiçbir hobim yok” deyip aslında derinlerde bir yerlerde ortaya çıkmak isteyen bir heyecan mı arıyorsunuz? Sizleri bu düşüncelerle bırakıp, birazcık bunların kalbinizde ve zihninizde dolaşmasına izin vermenizi istiyorum. Bakalım sonbahar yaprağı size yeni neler getirecek?

Sevgilerimle…

About the Author

Leave a Comment